Türkiye’nin elektrik kurulu gücünde HES’ler %25,9 paya sahip. Arz güvenliği, maliyet yönetimi ve kriz anlarında sistem dengesi sağlayan HES’ler, dışa bağımlılığı azaltıyor.
Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü mart sonu itibarıyla 105 bin 78 megavata ulaşırken, kurulu gücün yüzde 25,9’unu 32 bin 334 megavatla hidroelektrik santralleri (HES) oluşturdu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü mart sonu itibarıyla 105 bin 78 megavata ulaştı. Hidroelektrik kurulu gücü ise 32 bin 334 megavatla toplam kapasitenin yüzde 25,9’unu oluşturdu.
Kurulu güç sıralamasında hidroelektriği yüzde 21,2 ile güneş, yüzde 19,8 ile doğal gaz, yüzde 17,6 ile kömür, yüzde 12 ile rüzgar ve yüzde 2,1 ile jeotermal enerji takip etti. Elektrik üretim santrali sayısı 42 bin 35’e yükselirken, bunların büyük çoğunluğunu güneş santralleri oluşturdu. HES’ler, 776 tesisle kapasite ve sistemdeki ağırlığı açısından ikinci sırada yer aldı.
Uzmanlar, yağışın yüksek olduğu dönemlerde hidroelektrik üretiminin doğal gazın payını ikame ederek enerji ithalat faturasını düşürdüğünü belirtiyor. Bu durum, küresel fiyat dalgalanmalarının elektrik piyasasına etkisini de sınırlıyor. HES’ler, jeopolitik risklerin arttığı mevcut ortamda yenilenebilir enerji kaynağı olmanın yanı sıra arz güvenliği, maliyet yönetimi ve sistem esnekliği açısından stratejik bir unsur olarak öne çıkıyor.
Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, HES’lerin enerji krizlerinde dışa bağımlılığı azaltan önemli kaynaklardan biri olduğunu vurguladı. Güven, Türkiye’de üretilen ve tüketilen her beş birim enerjinin birinin HES’lerden karşılandığını ve her megavatlık HES üretiminin, aynı miktarda doğal gaz kullanımının önüne geçerek dışa bağımlılığı azalttığını belirtti.
Türkiye’nin hidroelektrik alanında 1930’lardan bu yana deneyimli olduğunu ifade eden Güven, proje geliştirme, mühendislik, müteahhitlik ve ekipman üretimi alanlarında uluslararası rekabete hazır bir kapasiteye sahip olunduğunu söyledi. HES’ler, güneş ve rüzgar santrallerinin ekonomik ömrünün 20-25 yıl civarında olmasına karşın, iyi bakım ile 80-100 yıl çalışabilme potansiyeliyle sürdürülebilirlik açısından güçlü bir konumda bulunuyor. Başlangıçtaki yüksek yatırım maliyetinin, 50 yıllık perspektifte HES’leri daha verimli ve öngörülebilir bir üretim kaynağı haline getirdiği belirtildi.
Güven, HES’lerin hızlı devreye girme kabiliyeti sayesinde kriz dönemlerinde doğal gaz üretimindeki kayıpları telafi ettiğini açıkladı. Bu esnekliğin, önceden planlama gerektiren kömür santrallerinde bulunmadığını dile getirdi. Güneş ve rüzgar enerjisindeki üretim dalgalanmalarının dengelenmesinde de hidroelektriğin kritik rol oynadığına işaret eden Güven, ani üretim kayıplarını karşılayabilecek en güvenilir kaynağın HES’ler olduğunu vurguladı.
Doğal gazın daha etkin ikame edilebilmesi için pompaj depolamalı hidroelektrik yatırımlarının artırılması gerektiğini belirten Güven, bu sistemlerin suyu yeniden kullanarak kapalı devre üretim modeliyle doğal gaz yerine baz yük sağlayabileceğini ifade etti. Bu yatırımlar için düzenleyici ve finansal altyapının güçlendirilmesinin, mevzuatın netleşmesinin ve yatırımcı için öngörülebilir bir finansal yapının oluşturulmasının önemine dikkati çekti.
Urfa Pusula, Şanlıurfa ve ilçelerinde yaşanan son dakika gelişmelerini, yerel gündemi ve önemli olayları hızlı, doğru ve tarafsız bir şekilde okuyucularına ulaştırmayı amaçlayan dijital haber platformudur. Geniş içerik ağıyla bölgenin nabzını tutar.
Yorum Yap